Page 78 - Gümüşhane Vizyon
P. 78
SÖYLEŞİ
önce bu kadar büyük bir övgüye mazhar olma-
mışlardır.
Daha ne yapmıştır Fatih Sultan Mehmed? An-
kara, Bayburt, Adana, Tokat ve Sivas çevresin-
den 1000 kadar Ermeni’yi getirterek İstanbul’un
değişik semtlerinde iskan etmiştir. Bu 1.000
kişi 1914 yılına gelindiğinde bu nüfus yaklaşık
70.000 kişi olmuştur. Osmanlı Devleti Fatih Sul-
tan Mehmed’den II. Mahmud dönemine kadar
geçen 350 yıllık süre içinde Ermenilerin din ve
ibadet işlerine asla karışmamış onları bu konu-
da tamamen özgür bırakmıştır. Ermeni patrik-
hanesinin kendi mahkemeleri ve hapishaneleri
vardı. Dini konulardaki davalar bu mahkemeler-
de görülürdü. Ermeniler, o zamana kadar hiçbir
memlekette ve başka bir devletin idaresinde
ulaşamadıkları din, dil, düşünce özgürlüğü ile
siyasal ve sosyal haklara, Osmanlı Devleti’nde
sahip olmuşlardır. Ermeniler, askerlikten muaf
tutulmalarının hatta vergide bile kısmen muaf
tutulmanın getirdiği imtiyazlarla sanatkarlıkta, özelliklerini korumalarına karşılık bunlar Türk
ticarette, kamu hizmetlerinde çok hızlı bir iler- adetlerini, hatta dilini benimsemişlerdir. Erme-
leme göstermişlerdir. Osmanlı-Ermeni ilişkileri ni kadınlar Türk kadınlarından fark edilemez.
XIX. Yüzyıla kadar hiçbir sorun yaşanmadan Bir Ermeni kadını sokakta sadece gözlerini ve
dostane bir şekilde süre gelmiştir. Ermeniler, burnunun üst kısmını gösterir, diğer tarafını ka-
Osmanlı Devleti’ndeki diğer azınlıklara göre ge- patır.” Moltke’nin bu tespitleri Türk-Ermeni ilişki-
rek çalışkanlıkları gerekse becerileri gerekse lerinin sosyal boyutunu en güzel şekilde ortaya
Türk diline, Türk kültür ve medeniyetine, sanat, koymaktadır.
edebiyat, şiir ve müziğine diğer milletlerden Kazım Karabekir Paşa: Ermenilerin Kılık Kıya-
daha fazla aşina idiler. fetleri, Ev Hayatları, Yemekleri, Eşyaları Türkler-
Ermeniler Türkçe Konuşuyorlardı Ermeni halkı le Aynıydı. Kazım Karabekir Pasa da çocukluk
Türklerle o kadar bütünleşmişti ki çoğu Ermeni hatıralarını anlatırken Van’da tanıştığı Erme-
Türkçe konuşuyordu. Pek çok kilise de ayinler nilerden bahsederek söyle demektedir: “1886
Türkçe yapılıyordu. Özellikle Muş ve Bitlis’in (1302)’da Van’a gittiğimiz zaman ilk olarak Er-
köylerindeki Ermeniler Ermenice dahi bilmez- meni aşçımızı gördüm. Sonraları da ailesini ve
lerdi. Türkçe konuşuyorlardı. Osmanlı ülkesi- diğer Ermeni ailelerini, yakından ve içlerinden
ne gelen bir Fransız seyyah Ermenilerin kendi gördüm ve tanıdım. Kılık kıyafetleri, ev hayat-
aralarında bile isteyerek Türkçe konuştuklarına ları, yemekleri, eşyaları Türklerininkinin aynıy-
şahit olduğunu yazar. Ayinlerini Türkçe yapan, dı. Ermeni kadınları beyaz çarşaf giyerlerdi.
kiliselerde Türkçe vaaz dinleyen Ermeniler, yeni Müslümanlar gibi görünmekten kaçınırlardı.
terimler bulacak kadar Türk dilini benimsemiş- Erkeklerinin kıyafetleri de bizimkilerden fark-
lerdi. sızdı. Ermeni zenginleri, yanlarında hâlâ mute-
met olarak Türk bulundurmayı tercih ettiği gibi,
Alman General Helmuth von Moltke: “Ermeni- Türklerde işlerinde bir Ermeni’yi Türk’ten farksız
Ocak-Şubat 2023 Osmanlı ordusunu eğitmek maksadıyla Türki- olarak kullanıyorlardı. Hacca giden bir Türk evi-
ler Hıristiyan Türklerdir” 1835-1839 arasında
ni barkını bir Ermeni’ye emanet ettiği gibi, ye-
ye’de bulunan Helmuth von Moltke, İstanbul’da
rinden uzaklaşan bir Ermeni de varını yoğunu
Osmanlı Seraskeri Hüsrev Paşa’nın Ermeni
aşçısı Ermeni’ydi. Osmanlı Bürokrasisinde Er-
76 Tercümanı Mardiraki’ye Ermenilerle ilgili şu tes- bir Türk’e bırakırdı. Türk zenginlerinin çoğunun
pitlerde bulunmuştur: “Bu Ermenilere, hakikat-
te, Hıristiyan Türkler denilebilir. Rumların kendi meniler: 22 Bakan, 29 Paşa ve 33 Ermeni Me-
bus İki toplum arasındaki ilişkileri değerlendir-

